Türk Toraks Derneği Güz Sempozyumu – Basın Bildirisi

Türk Toraks Derneği Güz Sempozyumu – Basın Bildirisi

9
0
PAYLAŞ

Türk Toraks Derneği tarafından 18-19 Kasım 2017 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Avrupa Göğüs Derneği’nin de desteklediği “Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı” başlıklı sempozyumda “Artık Yeter” teması öne çıktı.

Yazının PDF metni için tıklayınız:Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı_Basın yapıldı bülten-son

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türk Toraks Derneği  Genel Başkanı Prof. Dr. Fuat Kalyoncu, “Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘görünmez katil’ olarak tanımladığı ve dünyada her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açan bu sorunun ülkemizde de tanınmasını, duyulmasını ve bu sayede her an soluduğumuz zehirli havanın artık son bulmasını istiyoruz.” dedi. Prof. Dr. Kalyoncu konuşmasını, “Akciğer kanserine bağlı ölümlerin %25’ini, zatürreye bağlı ölümlerin %17’sini, inmeye bağlı ölümlerin %16’sını, iskemik kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin %15’ini ve kronik obstrüktif akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin %8’inden sorumlu olan hava kirliliğine Artık Yeter” diyerek tamamladı.

Sempozyumun Eş Başkanı Doç. Dr. Haluk Çalışır, Türkiye’de ve dünyada en çok öldüren ve sağlığa en çok olumsuz etki yaratan kalp-damar hastalıklarının, inmenin ve solunum sistemi hastalıklarının hava kirliliği ile doğrudan ilişkili olduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Çalışır konuşmasında, “Hava kirliliğine neden olan ve PM2.5 olarak adlandırılan küçük partiküllerinin azaltılması halinde başta akciğer kanseri olmak üzere, kalp-damar ve inmelere bağlı bağlı ölümler azalmaktadır. Ayrıca başta ozon ve partikül madde olmak üzere hava kirliliği; çocuklarda hiperreaktivite, dikkat eksikliği, bilişsel gerilik, akciğer fonksiyonlarında düşüklük; yetişkinlerde astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akciğer dokusunun sertleşmesi olarak tanımlanan akciğer fibrozisi ile akciğerde ölümcül hasara neden olan damar pıhtılaşmasına yol açmaktadır. Ayrıca hava kirliliği özellikle çocuklar ve 65 yaş üstü nüfusta zatürre gelişimini 6 kat arttırmaktadır” dedi.

Sempozyumun diğer Eş Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç ise yaptığı açıklamada hava kirliliğine yol açan fosil yakıtlarının kullanılmasına bağlı olarak Türkiye’de 2.876 erken ölümün, 4.311 hastaneye yatışın ve yılda 3 milyar avroyu aşan bir sağlık harcamasının gerçekleştiğine dikkat çekti. Yrd. Doç. Dr. Aykaç, sözlerini “İstanbul’da Esenyurt’ta yaşayan sağlıklı bir kişi, geçtiğimiz bir yılda kirli hava nedeniyle 240 gram zehirli toz solumuştur. Daha önemlisi başkent Ankara’nın merkezinde bulunan Sıhhiye semtinde ise bu miktar 255 gramdır. Ancak bu gerçeklere rağmen Türkiye yakın gelecekte onlarca sayıda kömürlü termik santrali daha faaliyete sokmayı planlamaktadır. Biz insanların sağlığını korumaya and içmiş bir mesleğin temsilcileri olarak, sağlık üzerinde ölümcül yıkıma neden olacak bu adımın gerçekleşmemesi için toplumsal sorumluluk üstleniyor ve bu nedenle “sürdürülebilir kalkınma” yerine “sürdürülebilir gelecek ve yaşam”dan yana safımızı seçiyoruz” diyerek tamamladı.

Sempozyum Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram ise “Günümüzde iki yüze yakın hava kirleticisi tanımlanmıştır. Bunlardan beş temel kirletici ile Türkiye’de Ulusal Hava Kalitesi İndeksi hesaplanmaktadır. Ancak ülkemizde yalnızca iki temel kirletici olan kükürtdioksit (SO2) ve partikül madde (PM10) her istasyonda ölçülmektedir. Geriye kalan temel kirleticiler olan ince partiküler madde (PM2.5), karbon monoksit (CO), azot dioksit (NO2) ve ozon (O3) ise yurt çapında yaygın olarak ölçülememektedir. Ayrıca ülkemizde kabul edilen sınır değerler, Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı olarak kabul ettiği normal sınırlarla kıyaslanamayacak kadar yüksektir.” dedi. Türkiye’de hava kirliliği nedeniyle her yıl 32 bin kişinin öldüğünü ve Türkiye’deki her yüzbin ölümün 44’ünün hava kirliliğine bağlı bir hastalık nedeniyle gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Bayram sözlerine “Ülkemizde trafik kazaları nedeniyle her yıl 4.000 kişi hayatını kaybetmektedir. Yani hava kirliliği Türkiye’de ‘trafik canavarı’ndan 8 kat daha fazla insan öldürmektedir.” diyerek son verdi.

Sempozyumda Türkiye’nin son bir yıllık hava kirliliği sonuçlarını açıklayan Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek yaptığı konuşmada, Kasım 2016–Ekim 2017 arasında partikül madde açısından sadece Rize ilinde Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık açısından izin verdiği sınırın aşılmadığını, Şırnak ilinde yeterli ölçüm yapılmadığını, geri kalan 79 ilde hava kirliliğinin yaşandığını ifade etti. Doç. Dr. Elbek sözlerini “Türkiye’nin ulusal mevzuat sınır değeri dikkate alınsa dahi yeterli ölçüm yapılan 80 ilin 53’ünün (%66) havası kirlidir.” diyerek sürdürdü. İstanbul, Ankara ve İzmir illerinin ilçe düzeyinde kirlilik haritasının da açıklandığı sempozyumda, en kirli ilçelerin İstanbul’da Göztepe, Esenyurt ve Aksaray; Ankara’da Sıhhiye ve Kayaş; İzmir’de ise Bornova ve Bayraklı olduğu dikkati çekti. Doç. Dr. Elbek konuşmasını “Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiiği sınırlar içerisinde olmasa da İstanbul’da yaşayanların öncelikle Silivri, Sarıyer ve Şile’de; Ankara’da Sincan ve Bahçelievler’de; İzmir halkının ise Güzelyalı’da yaşamayı tercih etmelerini öneririz.” diyerek tamamladı.

Sempozyumda bilimsel programında dış ortam hava kirliliğinin nedenlerini tartışan Sempozyum Sekreteri Doç. Dr. Ela Erdem Eralp, 2013 yılında Uluslararası Kanser Ajansı’nın dış ortam hava kirliliği etkenlerini insanlar için karsinojen (kanseryapar) sınıfına aldığını, özellikle kirleticilerden partiküler madde komponentinin, başta akciğer kanseri olmak üzere kanser insidansında artışla en yakından ilişkili olduğunu ve hava kirliliğinin üriner sistem/mesane kanserine de yol açtığını ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun %92’sinin DSÖ hava kalitesi rehberlerinin belirlediği düzeylerin karşılanmadığı yerlerde yaşadığına değinen Doç. Dr. Erdem Eralp, “Dış ortam hava kirliliği ile ilişkili erken ölümlerin %72’si iskemik kalp hastalıkları ve inme nedeniyle, %14’ü kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve akut alt solunum yolları enfeksiyonlarına bağlı olarak ve %14’ü de akciğer kanseri nedenlidir.” dedi. Doç. Dr. Eralp konuşmasında dış ortam hava kirliliği nedenleri arasında fosil yakıtların yakılması, evsel ısınma, enerji üretimi, başta dizel olmak üzere motorlu araçlar, endüstriyel süreçler, tarımsal işlemler ve atık yakma gibi insan eliyle oluşan başlıkların sıralanabileceğini belirterek; hava kirliliğinin “bir ölüm kalım meselesi” olduğunun altını çizdi.

 

Sempozyumun ilginç konularından birisi de mevsimlerin şaşması üzerine idi. Bu başlık altında iklim değişikliği hakkında konuşan Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz, “İklim değişikliği ve hava kirliliği enerji üretiminde fosil yakıt kullanımından kaynaklanan bir sorunun iki yüzüdür. Kömür, petrol ve doğal gaza dayalı enerji sistemleri hem halk sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden hava kirliliğine, hem de dünyanın geleceğini tehdit eden iklim değişikliğine yol açmakta ve uç olayların çoğalmasına bağlı olarak mevsimlerin bildiğimiz özelliklerini değiştirmektedir. Bu nedenle en kısa zamanda fosil yakıtlardan uzaklaşan düşük karbonlu bir sistemin kurulması için çalışmak ve yeni kömürlü santralların yapımını durdurmak başta olmak üzere fosil yakıtları terk etmek için gerekli önlemleri almak zorundayız.” dedi.

Sağlık için bisiklet etkinliğinin de yapıldığı “Nefesimiz Tükenmeden: Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı” başlıklı sempozyumda, Türkiye’nin tüm illerinin hava kirliliğinin takip edildiği “Havanız Cebinizde” aplikasyon tanıtımı da yapıldı.

18.11.2017

BİR CEVAP BIRAK

3 × one =